Dünyaca Ünlü Moda Tasarımcılarından Başarı Sırları

Dünyaca Ünlü Moda Tasarımcılarından Başarı Sırları

Yves saint Laurent'in de dediği gibi "Moda geçicidir ama stil kalıcıdır". Moda dünyasına tarafsız bir perspektiften baktığınızda bunun ne kadar doğru olduğunu görürsünüz. Bazı moda tasarımcıları kendilerine özgü stilleriyle dünyanın en başarılı ve üretken sanatçıları oldular ve yıllardır isimlerinden bahsetmeye devam ediyoruz.

Bazı giyim ürünleri hayatımıza bir girip bir çıksalar da bazı kalıcı isimleri ve zamansız parçaları giymeyi hiç bırakmadık, bırakacak gibi de görünmüyoruz. Peki bu kişilerin başarılı olmalarının sebepleri neler? Neden bazı moda tasarımcıları efsane oldular ve başarıları ile modanın eksenini değiştirdiler? Gelin bu isimlere ve başarı hikayelerine birlikte göz atalım.

"Tom Ford"

post

Son 25 yılda Tom Ford'dan daha etkili moda tasarımcısına fazla rastlayamazsınız. Tom Ford’un büyük etkisi kadın giyiminde çokça ses getirse de kendisinin önceliği her zaman erkek giyiminden yana oldu. 1990'larda ilham veren koleksiyonlarla Ford, Gucci ve Yves Saint Laurent markalarını kurtardı ve yeniden yarattı, 2004'ten beri kendi markasıyla başarılı olmaya devam ediyor. Ford'un erkek kıyafeti silüetleri hemen fark edilebilir: Güçlü omuzlar, cesurca kesilmiş bir bel oyuntusu ve geniş, gölgeli yakalar görürseniz bu bir Ford takım elbisesidir. Hiçbir erkek giyim tasarımcısı, lüksün basite indirgenmiş halini ve onunla birlikte gelen gücü Tom Ford'dan daha etkili bir şekilde aktarmamıştır. Bunun en canlı kanıtı yürüyen karizma James Bond’tan başkası olamaz., Daniel Craig Tom Ford'un Skyfall ve Spectre filmleri için özel olarak diktiği takım elbiseleri herkes tarafından oldukça beğenildi.

"Christian Dior"

post

Christian Dior bir moda evi adı da olsa pek çoğumuz için lüksün tanımı. Kıyafet, koku, güzellik ürünleri ve zarif mücevherler satan marka, İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu yıllarından sonra stilin ne demek olduğunu yeniden tanımlayan bir adama ait.

1911’de ailesiyle Paris’e taşınan Dior, Paris'teki hayatı boyunca aktif olarak yaratıcı bir yol izledi. Dergiler için eskizler yapmaya ve saygın bir moda tasarımcısı olan Robert Piguet ile çalışmaya başladı. 1945'te İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle, meslektaşı Pierre Balmain kendi moda evini açmaya karar verdi ve Dior'u aynı şeyi yapması konusunda yüreklendirdi ve böylece Christian Dior markası kuruldu.

Dior moda dünyasında yaptığı devrimlerle o gün bugündür feminen kadın giyiminin öncülerinden olmaya devam ediyor. 2006 yılında erkek giyimine de el atan moda evi, erkek tasarımlarını başlarda daha formal ve siyah tutarken daha sonra daha sportif görünümlere de yer vermeye başladı.

"Yves Saint Laurent"

post

Yves Saint Laurent'in moda dünyasını diğer tasarımcılardan daha fazla güçlendirdiği zaman zaman tartışılan bir konu olmuştur. 1966 yılında tasarladığı “Le Smoking Tuxedo” yani kadınlar için tasarladığı smokin moda dünyasında ve popüler kültürde dikkat çeken türünün ilk örneğiydi. Bir moda evi ilk defa kadınlar için smokin tasarlamıştı ve koleksiyon ilk başlarda çok büyük tepkiler aldı. Kadınlar için erkeksi, minimalist ve androjen tarzların önünü açmasının yanı sıra Saint Laurent’in bu girişimi günümüz toplumunda da kadınların sıkça tercih ettiği takım elbiselerin ortaya çıkmasında büyük bir katkısı vardır.

1950'lerin başında Cezayir'den Paris'e taşınan genç Yves Saint Laurent, Fransız Vogue'unun baş editörüyle tanıştı ve çizimlerine hayran kalan Michel De Brunhoff onu moda tasarımcısı olması konusunda yüreklendirdi. Dior'da işe başlamadan önce işin okulunu da okuyan Yves Saint Laurent Christian Dior'un ölümü üzerine 21 yaşında Dior'un baş tasarımcısı oldu ve başarı öyküsünü böylece yazmaya başladı.

Geçirdikleri kötü bir sezon Yves Saint Laurent'in işini kaybetmesi ile sonuçlandı ama bu son tasarımcının başına gelebilecek en iyi şeylerden birine sebep oldu. 1961 yılında partneri Pierre Berge ile YSL'i yani kendi moda evini kuran Yves Saint Laurent, 1966 yılında Smoking Tuxedo ile markanın en büyük başarı anlarından birini yaşadı ve hala en sevilen markalardan biri olmaya devam etmekte.

"Karl Lagerfeld"

post

Markalarını ve kendini sürekli değiştiren, değişimin ustası olan Karl Otto Lagerfeld, savaş öncesi Almanya'da zengin bir Alman işadamı ve İsveçli bir annenin çocuğu olarak 1933'te doğdu.Lagerfeld orjinal soyadı olan Lagerfeldt'i daha ticari geldiği için Lagerfeld olarak değiştirdi. Ölümünden önce en son Chanel ve Fendi’nin baş tasarımcısı olan Lagerfeld daha önce Chloe için tasarladı ve H&M için de bir koleksiyon yarattı.

14 yaşında çizim ve tarih öğrenmek için Paris'e göç eden Lagerfeld daha sonra Pierre Balmain ve Jean Patou'nun tasarımcı asistanı olarak çalışmaya başladı. Pek çok tiyatro oyunu ve performans için kostüm tasarladı, birçok dil bilen Karl, sanat fotoğrafçılığı ile ilgili bir kitap bile yazdı ama onu asıl bu kadar başarılı yapan zamanlar Chanel ile çalışmaya başlamasıyla başladı. Chanel'e 1983'te Coco Chanel'in ölmesinden sadece on yıl sonra ve markanın ilk hazır giyim koleksiyonundan sadece beş yıl sonra katıldı. Neredeyse ölmüş sayılan bu markayı tekrar hayata döndürmüş olması Karl Lagerfeld’in hala hakkında sıklıkla konuşulan bir başarısıdır. 1984 yılında da kendi markasını piyasaya sürdü ve 2005 yılında da Tommy Hilfiger satışını gerçekleştirdi. Moda endüstrisine yaptığı rakipsiz katkılar ile kadınların modayı algılama biçimini değiştiren Lagerfeld bugüne kadar yeni nesil genç tasarımcılara ilham verdi ve bunu yapmaya devam edecek.